Fil Hamdi vardı bir zamanlar, şimdi mizah dünyamızla beraber filler de dünyadan siliniyor mu?
Son yüz yılda Afrika fillerinin yüzde 90’dan fazlası yok oldu. Türk mizahı ise Fil Hamdi’den Fil Necati’ye uzanan bir “fil edebiyatını” yaşattı. Şimdi gerçek filler azalırken, acaba fil karakterlerimiz de mi tarihe karışıyor?

Burak ARTUNER
Bir gün uyanacağız ve Afrika’da filleri görmek için safariye değil, müzeye gitmek zorunda kalacağız.
Çünkü rakamlar alarm zillerinin çaldığını açıkça gösteriyor.
WWF yani World Wide Fund for Nature'un (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) son verilerine göre;
Afrika’da bir yüzyıl önce yaklaşık 12 milyon fil vardı.
Bugün geriye yaklaşık 415 bin kaldı.
Yani Afrika, fil nüfusunun yüzde 90’dan fazlasını kaybetti.
Üstelik mesele yalnızca sayıdan ibaret değil; Afrika’nın iki fil türünden savan fili “tehlikede”, orman fili ise “kritik tehlikede” kategorisinde.
Kısacası; fillerin başı büyük dertte.
Kaçak avcılar, fildişi ticareti, yaşam alanlarının daralması, tarım ve altyapı yatırımları, insan-fil çatışması...
Kısacası insanlık yine bildiğini yapıyor...
Önce hayvanın yaşam alanını daraltıyor, sonra hayvan insanın yaşam alanına girince ona kızıyor.
Ama bu hikâyenin bizim açımızdan daha tuhaf bir tarafı var.
Afrika’da filler azalırken Türk mizahında da “filler” sanki sessiz sedasız emekliye ayrılıyor.

BİR ZAMANLAR FİL HAMDİ VARDI
Türk mizahının büyük ustası Aziz Nesin’in 1958’de yayımlanan “Fil Hamdi” öykü kitabını okuyanlar bilir.
Fil Hamdi, sıradan bir isim değildi.
Bir dönemin toplumsal hayatını, bürokrasisini, insan ilişkilerini ve dolandırıcılık dünyasını mizahın süzgecinden geçiren bir figürdü.
Gelin önce onu biraz hatırlayalım sonra asıl meselemize döneriz...
'YÜKSEK TAHSİLLİ' DOLANDIRICI
Asıl adı: Ahmet Hamdi Ersiper'di.
Hukuk okumuştu.
İri cüssesi ve aşırı kilosu nedeniyle “Fil Hamdi” lakabı yakıştırılmıştı.

EN ÇOK ARANAN İSMİYDİ
1950’li yılların “en çok aranan” adamıydı.
Espri değil. Polisler yurdun dört bir yanında onu arıyordu.
O yıllarda dolandırıcı denilince Sülün Osman ile Fil Hamdi gelirdi akla.
Sürekli ihbarlar yapılıyor, sürekli de yanlış Fil Hamdiler yakalanıyordu.
29 Aralık 1955 günü de Eskişehir’de yine bir “Fil Hamdi” yakalanmış ancak kunduracı olduğu anlaşılan İsmail isimli adam serbest bırakılmıştı.
İstanbul Dolandırıcılık Masası memurlarından Nazmi Özlü, şans eseri trende Fil Hamdi’yi tanıyan birine rastladı.
1955’in bitmesine iki gün kala Maltepe’de bir adrese ulaşıldı.
Gidildiğinde de yandaki eve kaçmaya çalışan gerçek “Fil Hamdi” yakalandı.
“Alelade bir dolandırıcı” olmadığını söylüyordu.

Aziz Nesin.
NESİN'E İTALYA'DA ÖDÜL KAZANDIRDI
Son defa çocuklarını görmek için Ankara’ya gitmeyi planladığını anlatıyordu:
“Yılbaşında çocuklarımla beraber olacağımı sanıyordum ama kısmet değilmiş.”
Ahmet Hamdi Ersiper, Aziz Nesin’in ödüllü hikayesi Fil Hamdi’nin esin kaynağıydı.
Sonra Aziz Nesin, Türk mizahının büyük ustası Fil Hamdi'den yola çıkan nefis bir öykü kitabı yazdı...
Öyküsünde, Fil Hamdi'nin yerine bir sürü insanın gözaltına alınmasını, uzun süre yakalanmamasını, toplumun dolandırıcılık karşısındaki zaaflarını, eşsiz bir dille aktardı...
1957'de İtalya'nın Bordighera kasabasında yapılan Milletlerarası Altın Palmiye Karikatür ve Mizah yarışmasına Aziz Nesin “Fil Hamdi” adlı hikâyesiyle "Altın Palmiye" ödülüne layık görüldü.
Kitap 1956-2004 yılları arasında 15 kez, toplam 109 bin adet basılarak, büyük bir satış başarısına da ulaştı.
Türk mizahı fili sevmişti.
Hem de öyle böyle değil...
Fili bazen dolandırıcı yaptı, bazen saf yaptı, bazen obur yaptı, bazen de toplumun kendisine tuttuğu bir ayna haline getirdi.
Çünkü fil, mizah için müthiş bir malzemeydi.
İri cüssesi vardı.
Ağır hareket ediyordu.
Unutmaz deniyordu.
Hafızası kuvvetliydi.

Aziz Nesin'in Fil Hamdi'yle İtalya'da kazandığı ödül.
SONRA FİL NECATİ GELDİ
Aradan yıllar geçti.
Fil Hamdi’nin yerini bu kez çocukların dünyasında Fil Necati aldı.
Kral Şakir evreninin mor renkli, yemek yemeyi, oyun oynamayı ve maceraya atılmayı seven karakteri Fil Necati, Türk çocuk mizahında filin hâlâ ölmediğini kanıtladı.
Fil Hamdi, toplum ve bürokrasiyle dalga geçerken,
Fil Necati ise hayatla dalga geçiyor...
Belki de mesele yalnızca fillerin azalması değil.
Bizim büyük karakterlerimiz de azalıyor.

12 MİLYONDAN 415 BİNE
Dediğim gibi rakamlar insanın içini acıtıyor...
100 yıl önce: Yaklaşık 12 milyon Afrika fili
Bugün: Yaklaşık 415 bin
Kayıp: Yüzde 90’dan fazla.
Bu veriler sadece iç acıtmakla kalmıyor;
İnsanlığın doğayla kurduğu ilişkinin çarpık ilişkiyi de özetliyor sanki.

BİZİM FİLLERİMİZ NE OLACAK?
Belki de bir gün Afrika’da fil sayısı öyle azalacak ki çocuklara “fil” anlatmak için çizgi film göstereceğiz.
“Bak evladım, eskiden böyle bir hayvan vardı.”
Çocuk soracak:
“Gerçek miydi?”
“Evet.”
“Peki neden yok oldu?”
İşte o sorunun cevabını vermek zor olacak.
patronlardunyasi.com















